“Mantık Sanatına Başlamak İsteyen Bir Kimsenin Bilgi Edinmek Zorunda Bulunduğu Bütün Hususlara Dair Olan Bölümler”
[[Türkçe çevirisi Mübahat Türker Küyel, Farabi'nin Bazı Mantık Eserleri içinde..]]
2. başlık metnin içeriğini daha iyi açıklıyor. El-Fusulu’l-Hamse ise bu bilinmesi gereken şeyleri beş başlık altında inceliyor.
Kısaca özetlersek;
1. Fasıl
İlk bilinmesi gereken menkul isimler; yani halkın kullandığı bir ismin belli bir bilim dalına “nakledilerek” o bilim dalında özel bir anlama gelebilmesi. –terimler diyebiliriz- örn. Nahivcinin ref, nasb, cer e halkın kullanımından başka bir anlam vermesi. Nahivci kullandığında bu kavramı halkın kullandığı anlamda mı yoksa gramerde kullanılan anlamda mı kullandığını bilir.2. Fasıl
Öğrenilen şeyler [malumat?]A. Fikir istinbat reviyye ve istidlal yoluyla bilinmeyenler
1. Makbulat: Kendisine rıza gösterilmiş bir veya birçok kimseden kabul edilmiştirler.
2. Meşhurat: bütün insanlar, insanların çoğu, insanlardan bilgin-akıllı –örn doktorlar- olanların hepsi, bilgin olanların çoğu arasında yaygın olup uygulamasına hiç kimsenin karşı koymadığı birtakım hareketlerdir.
Örn. Ana babaya itaat vaciptir.
3. Mahsusat: beş duyuyla algılanan şeyler.
Örn. Şu oturan Zeyd’dir.
4. Makulat –ilk makuller-: ruhumuzda bilgilerini sanki başlangıçtan beri yaratılmış olarak bulduğumuz ve ilk bakışta bizde nasıl ve nereden meydana geldiklerini bilmeden haklarındaki kesin bilgiyi ve hiçbir zaman olduklarından başka türlü olmalarının caiz ve mümkün olmadığını yaratılıştan bildiğimiz şeylerdir.
Örn. Her üç tek sayıdır.
B. Fikir reviyye istinbat yoluyla bilinenler: yukarıdaki 4 sınıf dışındakileri kıyas ve istinbat yoluyla biliriz.
3. Fasıl
Bir bir şeyde, bir şey yanında, bir şey için, bir şeyle beraber, bir şeyden dolayıA. Ya zat itibariyle var olur.
Zat itibariyleyse bir şey o şeyin cevherinde bulunur.
Örn. Boğazlanma sonucu ölüm.
10’un içinde 5’in bulunması.
1. Devamlı olur. 10’un 5’lerin varlığına tabi olması.
2. Ekseriyetle olur. Yaşlanınca saçların ağarması.
B. Ya da araz itibariyle var olur.
Örn. Yıldırım çarpası sonucu ölme: ölümün tabiatinde yıldırım yanında var olmak yoktur. Ama yıldırımın tabiatinde bu vardır.
Dördüncü Fasıl
Bir şey bir şeyden1. Zamanı bakımından önce gelebilir.
a. Geçmişte
i. Şimdiye yakın
ii. Şimdiden uzak
b. Gelecekte
i. Şimdiye yakın
ii. Şimdiden uzak
2. Tabiati bakımından önce gelebilir.
Diğer şey varolduğunda var olur ama ortadan kalkmasıyla ortadan kalkmaz.
Kendisi var olduğu vakit öteki var olmak zorunda değil ama ortadan kalktığında diğeri de ortadan kalkar.
Örn. 1 2’den tabiati bakımından öncedir.
2 olmadan da bir olur 2 olduğunda 1 olmak zorundadır.
Canlı insandan tabiati bakımından öncedir.
Canlı olmadan insan olamaz. Canlı olduğunda insan varolmak zorunda değil. Ama insan olduğunda canlı olmak zounda.
[tabiat bakımından öncelik cins in tür e önceliği gibi.
Örnekleri açarsak;
2 2 tane 1’dir.
İnsan düşünen canlıdır.
3. Sırası bakımından önce gelebilir: mekanda veya sırası olan başka bir şeyde önce gelen, belirli bir başlangıç noktasına en yakın olan. Söz veya kitabın başı.
4. Şerefi bakımından önce gelebilir: hikmet ilmi rakstan hakim rakkastan üstün.
5. Yetkinliği bakımından önce gelebilir: 2 hekimden doktorlukta daha üstün olanı.
6. Sebebi olması bakımından önce gelebilir.
Sadece sebep=> güneş doğması-gündüz olması
Sebep+zaman=> duvarcı-duvar
NOT: Bir tek şeyin bütün bu bakımlardan veya bunların çoğu bakımından önce gelmiş olması imkansız değildir. Örn. Yaşça küçük hekimin tıpta yaşça büyük hekimden daha yetkin olması.
Beşinci Fasıl
[Burası bir anlamda et-Tavtia’nın son bölümündeki mantık özetine benziyor.]Bir manaya delalet eden sözler arasında
1. Müfret olanlar vardır.
a. İsim: [MANA] tek başına ve kendiliğinden anlaşılan bir manaya –zatı yapısı ve şekli itibariyle zamanına delalet etmeksizin- delalet eden müfret sözdür. İsmin özelliği zatı bakımından muhbir anh=Mübteda olmaktır. İsimler haber olmaz. Örn. Zeydun [yûcedu] insanun[-en]=Zeyd insandır cümlesindeki insânun haber değildir çünkü insânun ile Zeyd arasında gizli olan ‘bağ fiil, varlık bildiren fiil’ vardır. İnsanun’un haber olabilmesi için huve insanun=o insandır kâne insânen=insan oldu şeklinde kullanılması gerekir.
b. Kelime: [MANA+ZAMAN] tek başına ve kendiliğinden anlaşılan bir manaya zatı yapısı ve şekli itibariyle zamanına delalet ederek delalet eden müfret sözdür. Fiilin özelliği zatı bakımından haber olmaktır.
Kelimeler [Fiiler]
i. Varlık bildiren fiiller: Türkçe’de ‘dır’ a -imek fiiline karşılık gelen ‘kâne, yekûnu, vecede, yûcedu, emsâ, asbaha vb. fiillerdir.
Bunlara varlık fiilleri denme nedeni bir şeyin bir diğer şey hakkında var olduğunu göstermek, haber ile muhbir anh’ın ‘bağ’ına delalet etmek için kullanılmalarıdır. Bu sadece haber ve muhbir anh’ın ikisi de isim olduklarında ve üç zamana delalet etmeleri istendiğinde böyle kullanılır.
Örn. Zeydun yûcedu âlimen=Zeyd alimdir.
Zeydun kâne fasîhan=Zeyd güzel konuşandır.
Bazen de haberin kendisi olarak kullanılır.
Örn. Zeydun kâne=Zeyd vardır. Mahluktur. P
Zeydun vecede= Zeyd mevcuttur. [vecede, mevcûd]
NOT: Araplar varlık bildiren fiillerin şimdiki zamanını gizleyerek kullanagelmişlerdir.
ii. Varlık bildirmeyen fiiller
c. Edat: bir mana ifade eden şeye [İSİM, KELİME] bitiştirilen ektir. Genelde haber ve muhbir anh ın bir parçasıdır.
NOT: mantıkçılar HABER’e=mahmul, MUHBİR ANH’e=mevzu derler.
NOT: dün, bugün, yarın gibi bir zamanın anlamına delalet eden ama zamanın zamanına delalet etmeyen [sadece MANA=isim] isimleri kelime sananlar olmuştur. Oysa bunların zamana delaleti yürüme’nin zamana delaleti gibi arazîdir.
2. Mürekkeb olanlar vardır. –isim fiil harfin üçü veya ikisinden mürekkebtir.
a. Terkibi haberlerin terkibi olanlar vardır. Örn. Zeydun insanun=Zeyd insandır. Mantıkçılar buna EL-KAVLU’L-CÂZİM, KAZİYYE, HÜKÜM derler.
b. Terkibi şart istisna ve takyidin terkibi gibi olanlar vardır. Örn. Sadîku Zeydin=Zeyd’in arkadaşı, el-insânu’l-ebyad=beyaz insan.. Teşkili bu şekilde olup bir isimle –TÜR- delalet edilen manayı bu mananın kaim olduğu şeylerle –FASIL+CİNS- anlatana HADD, bu mananın kaim olduğu şeylerle anlatmayana RESM denir. [et-Tavtia’nın sonu ile karşılaştır]
Mürekkeb lafızlar ayrıca
1. Bütünün manası cüz’ün manasına delalet etmeyen: Abdullah sözü tek bir şahsa işaret etmek için kullanıldığında.
2. Bütünün manası cüz’ün manasına delalet eden: Abdullah sözü Allah’ın kulu anlamına delalet etmek için kullanıldığında. Mantıkçılar buna KAVL der.
Olarak da ayrılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder