1. Farabicilik Çağı
2. Farabi'nin epistemolojisi
3. Farabi Okulundaki diğerlerinin epistemolojisi.
Yazar tarafından 1992'de yazılmış.
1. bölümde Farabi ve okulundaki filozofların hayat hikayeleri anlatılıyor ve döneme ait bir genel taslak çıkarılıyor. "Şiilik, Farabicilik çağı derin istikrarsızlık ve değişim çağı, saray kültürü" ilk bölümün anahtar kelimeleri.. [Şimdilik ileriye atıyorum.]
Yazarın Farabicilik Çağı dediği zaman dilimi 870'te Farabi'nin doğumuyla başlıyor; Farabici ekolden olarak yer verdiği son filozof Ebu Hayyan et-Tevhidi'nin yaklaşık 1023'te ölümüyle sona eriyor. (870-1023)
Farabi, Yahya b. Adi, Sicistani, Amiri, Ebu Hayyan et-Tevhidi beşlisi..
Sonuç kısmında Boer'e yaptığı gönderme kitabı yazma nedenini açıklıyor gibi. "Farabi'nin kendisini izleyen büyük bir öğrenci kitlesi yoktu." Yazar buna karşı çıkıyor ve bu dört kişinin aslında Farabi'nin öğrencileri ve devamı olduğunu ispat etmeye çalışıyor. -daha da asılda Aristo, Platon ve Yeni-Platonculuk'un devamı olduklarını göstererek-
Yazar Farabi ve okulundaki filozoflara Aristo, Platon Yeni Platonculuk etkisini o kadar vurguluyor ki -felsefi literatüre dini literatürle karıştığı zamanki metinlerde bile Yunan etkisinin aranması ve öne çıkarılması- başka türlü de düşünülebilirdi tepkisini veriyor insan. Ki yazar da bunu farketmiş.
"filozoflar üzerindeki Yunan etkisinin üzerinde bu kadar çok ısrar etmiş olmamız, bunun onların düşüncelerinin yegane boyutu olduğunu düşünmemize yol açıp bizi yanıltmamalıdır. Bu yüzden bu kitap, İslam felsefesine salt Yunan düşüncesinin bir sentezi gözüyle bakan ve İslam'ın kendisinin oynadığı verimli rolü inkar eden eski 'oryantalist' paradigmayı reddeder." (s. 133)
Yazar bu "oryantalist paradigma" içinde bulunduğundan, aşmaya çalışsa da eserinde bunun etkisi görülüyor. Yazarın Platoncu Yeni platoncu, Aristocu görüşleri karşılaştırması, okurda da aynı etkiyi bırakıyor. Yani filozofa ait metni okuduğunda onun kimden etkilendiğini anlıyor.
Kitabın kronolojik olarak ilerlemesi düşünce gelişimini de farkettiriyor. Başta Felsefe ve Din aynı sonuca çıkan aynı seviyede iki ayrı kaynak -Farabi, Yahya b. Adi-. ilerleyen dönemlerde durum din lehine değişiyor -Amiri'de daha belirgin olmakla Sicistani ve Amiri- Yazar bunu "kurtuluş epistemolojisi" olarak tanımlıyor. ve Edebiyat. Yazarın hayranlıkla bahsettiği Tevhidi'nin Zevk ve Muhabbet kitabı.. (felsefi bir Binbir Gece Masalları olarak tanımlıyor ya da aktarıyor yazar.. Saray toplantılarındaki felsefi tartışmaların anlatıldığı bir eser olmak bakımından önemli) ancak yazar epistemolojinin "kurtuluşa erişmeci boyutunu kaybetti"ğini gözlem olarak aktarıyor.
Buradan benim çok önemsediğim bir sonuç çıkıyor..
Eğer bu anlatım -kitapta kalan yer; edebiyat bölümünden- devam ettirilse felsefenin şiir ve edebiyat içinde nasıl devam ettiği ortaya konulabilir.. (Ahmet Muhittin'e ve Hilmi Yavuz'a ve Zeynep Hoca'ya atfen)
Farabi'nin hayatı konusundaki açıklamalarda mit ile gerçek birbirine karışmış.. Bu konudaki örneklerden biri Amiri'nin "modern sahte filozoflardan biri" dediği Farabi'nin bildiği dil sayısı.. Eserlerinden karşılaştırma yapabilecek kadar yabancı dil bildiği anlaşılan Farabi'nin bu özelliği abartılarak aktarılmış.
Farabi'nin ölümüyle ilgili bir rivayet de gerçek mit karışımının iyi bir örneği. Buna göre birçok yerde eceliyle öldüğü aktarılan Farabi'nin ölümü haydutlar tarafından önünün kesilip öldürüldüğü.. Farabi elindeki her şeyi sadece bana bir şey yapmayın diye haydutlara vermesine rağmen onu öldürüyorlar. 80 yaşlarında o ara.. Seyfüddevle Farabi'yi o kadar seviyormuş ki o haydutların hepsini öldürtmüş.
Yine müzikle ilgili anlatılagelen bir olay da mit gerçek karışımının örneği.. Bir mecliste Farabi'yi Seyfüddevle diğerlerinden daha yukarıya oturtur.. Kıskanırlar. Sultan da Farabi'nin değerini göstermek için ona musiki icra etmesini söyler O da çaldığı müzikle güldürür ağlatır oynatır ve nihayet uyutur.. Herkes uyuyunca da çıkıp gider.. Farklı versiyonları da var.. Bu kişinin Farabi olmadığına dair de rivayetler var..
Farabinin vurgulanan özelliklerinden biri onun sufi-meşrep olması. ancak yazar (Netton) bu tarz söylentilere "çingene-paradigması oluşturma teşebbüsü olması mümkün" diyor..
Yazar Bilgi nedir ve Nasıl elde edilir'in cevaplarını 5 filozof üzerinden karşılaştırmalı olarak veriyor..
Farabi ve Bilgi
[Ötüken'den çıkan İ. Hakkı Aydın'ın Farabi'de bilgi teorisi diye bir kitabı da var. Aldım ama henüz okumadım. Okuyunca onu da özetlerim inş.]Farabi'nin epistemolojisini anlamak için bakmak gereken kitaplar:
1. Bilimlerin Sayımı.
2. Akıl Risalesi
3. Harfler Kitabı..
ve Mutluluk Yolunun İşaretleri kitabı.. (Tenbih ala Sebili's-Saade)
Fusulül-Medeni'deki (bk. bir önceki konu) Hikmet tanımına atıf yaparak Hikmet uzak sebeplerin bilgisidir derken Farabi'nin bilgisinin Ortaçağın dar QUADRİVİUM'uyla (aritmetik, geometri, matematik ve müziği kapsayan disiplinler) sınırlandırılamayacağını söylüyor.
Bilimlerin Sayımı'ndaki bilgi sınıflaması ve Tenbih'teki teorik pratik ayrımına "Ne" sorusu bağlamında değiniliyor.
Farabi'nin dil ve mantığa verdiği önemin Aristotelesçi bir etki olduğundan sözediliyor.
1. Dil bilimi (el-Faslu'l-Evvel fi ilmi'l-Lisan)
2. Mantık Bilimi (el-Faslu's-Sani fi ilmi'l-Mantık)
3. Matematik Bilimleri (el-Faslu's-sâlis fi ilmi't-Taâlim) : aritmetik, geometri, optik, astronomi, müzik, ağırlıklar, mekanik düzenekler.
4. Fizik ve Metafizik (el-İlmi't-Tabiî, ilmi'l-İlahi)
5. Medeni bilim fıkıh ve kelam (el-İlmi'l-Medeni, İlmi'l-Fıkıh, İlmi'l-Kelam)
Farabi'nin ilimler tasnifi onun insanın Ne tür şeyler hakkında bilgi edinebileceğine dair cevabıdır..
teorik bilgi: bilindiğinde eylem doğurmayan ya da gerektirmeyen bilgidir. Mesela kimse Tanrı'nın vahdaniyeti bilgisi karşısında eyleme geçmek gibi bir mecburiyet hissetmez.
pratik bilgi.
"Yukarıda zikredilenlerden çıkarılması gereken esas sonuç, Farabici epistemolojinin Aristotelesçi 'Pozitivizm' ile Yeni-Platoncu 'negativizm' ikizlerinin temelleri üzerine kurulduğudur." s. 67.
[s. 74'e kadar ne sorusunun cevabıyla ilgili açıklama yapılıyor Akıl risalesinde ne sorusunun cevabıyla ilgili ve Harfler kitabında ne sorusunun cevabıyla ilgili bulunabilecek şeyler.. ]
Bilginin nasıl elde edileceği hususunda Farabi Akıl risalesinde geçen 6 akıl tanımı ile sudur teorisinin paralel olarak aynı kaynağa -İlk İlke'ye İlahi Akıl'a Allah'a- ulaştığı bilgisini aktarıyor. ve faydalı bir şekille bunu destekliyor. Aristotelesçi 5. akla vurgu yapıldığı önemli bir bilgi. altı akıl tanımını da teker teker açıklıyor.
Şekil çok iyi açıklıyor zaten.. Sudur'un yeni platonculuk diğer akıl tanımlarının Aristotelesçiliğin göstergesi olması farkındalık açısından önemli..
"Özet olarak Farabinin epistemolojisi Aristotelesçi ve Yeni Platoncu epistemolojilerin şaşırtıcı olmayan bir sentezi olarak düşünülmelidir. Bedevi'nin dediği gibi "Farabi bilgi kuramında Aristotelesçilik ile Plotinizm arasıda bi sentez yapıyor yani o sezgici bir tasavvufun tamamladığı bir empirizmi içerir." s. 84.
"Bu dünyada bilgide ilerleme ile öteki dünyada kurtuluşa erme arasındaki bağlantı abartılamaz." s. 85. Yazarın bu vurgusu Yahya b. Adi'ye verdiği önemle bağlantılı.
Yahya b. Adi'nin epistemolojisinin unsurları:
İbn Ebi Useybia Yahya b. Adi hakkında..
"Zamanına göre eşsizdi. Dinen monofizist Yakubi Hıristiyan idi. Kayda değer bir çeviri ustalığı vardı ve Süryanice'den Arapça'ya çeviriler yapmıştır. Ayrıca, çok yazmış ve farklı farklı kitaplar üretmiştir."
Birazdan hakkında yazılacak olan öğrencisi Ebu Hayyan et-Tevhidi de Yahya b. Adi hakkında..
"Yahya b. Adi yorumu berbat olan ve kendisini çok kötü ifade eden yumuşakbaşlı utangaç bir şeyh idi. Fakat çeşitli soruların aydınlatılması konusunda oldukça müşfik idi..."
Yazarın Yahya b. Adi'nin epistemolojisi için ele alacağı eserleri:
1. Mantık sanatına ilişkin dört bilimles soru hakkında..
2. Makale fi't-Tevhid
3. Ahlakın güzelleştirilmesi..[insanın doğal olarak tabiatindeki kötü eğilimlere uyacağını söylediği eseri]
4. Kindi'nin Hıristiyanlığın reddiyesi adlı makalesindeki hatanın teşhiri..
Farabi “Mantık sanatı hariç bilginin
arandığı herhangi bir şeydeki hakikatin kesinliğine giden hiçbir yol yoktur.” Diyor.
“Bundan Farabi’ye göre mantığın bir tür dayanak ya da Chomsky tarzında derin
yapı vazifesi gördüğü anlaşılıyor.” s. 88. Aynı durum Yahya b. Adi’de de var.
Aynı şekilde bilginin kurtuluşa erişmeci boyutu da hem Farabi’de hem Yahya b.
Adi’de var. Yahya b. Adi “Mantık sanatıyla ilgili Bilimsel Dört Soru Üzerine”
adlı eserine şu başlığı da atar: Kurtuluş Yolunda Kaybolanlara Rehber:
el-Hidaye li-men Taha ilâ Sebili’n-Necat.
Mantık sanatını tanımlarken: insanın
teorik bilimde hakikati yalandan, pratik bilimde iyiyi kötüden ayırdığı araçsal
bir sanat diyor. “Mantık ile edinilmiş olan iyi ‘tam mutluluktur.” s. 89
Ancak mantık yolunun kendisi her
zaman güvenilir değildir. Araç-beyin bozulduğunda tasavvuru da bozulur. Bu
kurtuluşun kendisi için ciddi sonuçlara yol açar. Yanlış mantık sonraki hayatta
ebedi mutsuzluğa yol açabilir.
Bilgi iki temel yoldan biri ile elde
edilebilir:
1. Ya mantık kullanılmadan düş gücü
algı ve Yahya b. Adi’nin kendi tabiriyle aklın ispatlanamayan birinci ilkeleri
gibi melekeler aracılığıyla önceki bilgiye dayanılarak
2. Ya da Mantık kullanılarak önceki
bilgiye de dayanılarak çıkarım kıyas ve ispatlama aracılığıyla.
Ahlakın Güzelleştirilmesi’nde de
ahlak siyaset ve bilgi arasında bir bağlantı vardır. “İnsanın kötülüğe olan
doğal eğiliminden ötürü düzgün yasalara ve doğru yaşayan krallara ihtiyaç son
derece büyüktür.” [siyaset ahlak ilişkisi] “ahlaken iyi insanlar iyi birer kral
ya da hükümdar olma kapasitesine sahiptir.” “krallar ve yasalar kötü ise .. insanların
kalplerindeki kötü arzular baskın gel..ecek.. bunu.. kargaşa ortamı takip
edecektir.
O halde lazım olan şey iyi tedarikli
bir akıl kılığında bir kontrol biçimidir.
[siyaset, ahlak, akıl]
Buradaki akıl Platoncu anlamda nefs-i
nâtıka’dır.
Kindi’ye reddiye olarak yazdığı
eserinde Aristo ve Porphyrusçu etki görülür. Bu eser bağlamında “Ne bilinebilir”
diye sorulursa Yahya b. Adi’nin cevabı “teslis” tir.
Tevhid üzerine İnceleme’de de
Aristoteles ve –umulmadık bir biçimde- Proclus etkisi görülüyor.
“Yahya b. Adi’nin insan doğasının
kötümserliğinin bir şekilde Hıristiyan ilahiyatçıların ilk günah doktrinini
yansıtıp yansıtmadığı” meselesi ve Tevhid Üzerine’deki “akıl terminolojisinin
teslis itikadı boyutunun da bulunduğu unutulmamalıdır.” Yazar bunu Farabi ile paralelliği
ile ilişkilendiriyor. Kraemer ile alıntılayarak “Farabi’nin dini motifleri
felsefi hakikatlerin birer simgesi olarak gören din felsefesiyle tutarlılık
içindedir. Örneğin ibn Adi teslisin şahıslarını Aristotelesçi fikirlerin
sembolik temsilleri diye yorumlar: Baba aklı; Oğul aklen bilen özneyi [âkil];
Kutsal ruh ise aklen bilinen nesneyi temsil eder.” s. 99.
Yazar Yahya b. Adi’nin
Aristoteles-Yeni-Platonculuk paradigmasından çok Aristoteles-Platonculuk
paradigmasını takip ettiğini belirtiyor. Ve Proclus’un da hesaba katılması
gerektiğini düşünüyor. Siyaset, ahlak akıl ilişkisinde Farabi’nin tam bir
öğrencisi olduğunu söylüyor.
Sicistani ve Bilgi
İbnül Kıfti’ye göre hem tek gözlü
hem cüzamlıydı. Ama bu tür haberlere ihtiyatla yaklaşmak lazım. Şiir de yazmış.
Ama şairliği o kadar iyi değil.
Sıvanu’l-Hikme adlı eski kaynaklara
dayanan bir derleme olan bir eseri var.
Özgün olmadığı düşünülebilir. Ama
İbn sina da birçok bakımdan öyledir. s. 27.
Felsefe bilgi ve yaşam arasında
ilişki vurgulanır. Mesela kralların himayesine giren filozofları tasvip etmez.
[entelektüel zekat s. 27 saray kültürü ile entelektüel veya popüler hikaye
etkinliği arasındaki etkileşimin her zaman ayrı olmayan dört paradigmasını veya
modelini ayırt etmek yararlı olacak: 1. Abbasi saraylarından türeyen egzotik
paradigma 2. himayedarlık paradigması 3. Dalkavuk paradigması 4. Tevhidi’nin
Zevk ve Muhabbet Kitabı’nda örnegini bulan İdeal paradigma… seçilen dört
düşünürün etkileştiği 4 ana hanedanın sarayları: Hamdani, Büveyhi, Saffari,
Samani… Zeydi Şiilik, İmami Şiilik, İsmaililik, Mutezilik, Sünnilik etkisi.]
Sicistani ruh sorusunu Platoncu
Aristotelesçi Yeni-Platoncu üç ayrı başlık altında düşündüğü açıktır. Bunların
nitelikleri: Platoncu ve Aristotelesçi her ikisi de rasyonel bir ruhu varsayar.
Yeni Platoncu ise daha ziyade ruhun bilinemezliğini vurgular. s. 102.
4 adet bilgi derecesi bulunur:
1. Bütünüyle duyulur olan bilgi
(mahsus-baht) örneğin hayvanların sahip olduğu.
2. Bütünüyle akli olan bilgi
(makul-baht) bu bilgi göksel varlıklara özgüdür.
3. Hem duyulur hem de akli olan bilgi
(mahsus-makul) insanın düşgücüyle ilişkilidir.
4. Hem akli hem duyulur olan bilgi
(makul-mahsus) kavrayışlı insanın biraz araştırma yaparak elde ettiği bilgidir.
s. 109-110.
Bilgi erdem ve iyi ahlakla erdem ve
iyi ahlak kurtuluşla bağlantılıdır. s. 111
Aklın 2 boyutu var ruhi ve bedeni..
ruhi olan bilgi bedeni olan erdemi ortaya çıkarır. Ruhi olan düşünce bedeni
olan erdemi kontrol eder. Bedeni olan ahlak ruhi olan bilgiyi kontrol eder.
Amiri ve Bilgi
Tevhidi ve Bilgi
Amiri'yi Farabi'ye yalancı filozof dediği için Tevhidi'yi Yahya b. Adi'yi küçümsediği için merak etmiştim ama yazmayacam. Amiri biraz kaba imiş. Tevhidi'nin Zevk ve Muhabbet Kitabındaki entelektüel ortamdan hayranlıkla söz ediliyor.
Yazarın Aristocu-Yeni Platoncu paradigma olarak adlandırdığı şeyin Plotinus’un sudur teorisinin yer aldığı Enneadlar’ın doğuda uzun süre Aristo’ya ait olarak sanılmasıyla olan ilgisine değinmesi bekliyordum. Ama değinmedi.
ve Yazarın girişteki yazdıkları karşılığında para alan insanları dalkavuk olarak adlandırması anakronizm olarak görülebilir. Sonuçta günümüzün entelektüel çevresi de yazdığı kitap karşılığı para alıyor.
Kitap derli toplu bir eser olması bakımından ve süreci tasvir bakımından oldukça takdire şayan.
İyi okumalar



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder